Ukrayna: Emperyalistler arası hesaplaşma alanı

Rahmi Yıldırım

25 Şubat 2023
Ukrayna: Emperyalistler arası hesaplaşma alanı

''Umulur ki, Ukrayna halkı Sovyet devrimiyle kazandığı kendi kaderini tayin hakkının kıymetini anımsar; ABD ve NATO ile Rusya emperyalizmi arasındaki paylaşım savaşının dışında kendi yolunu bulur; ABD emperyalizmi destekli mevcut iktidar yerine kendi iktidarını kurar. Böyle bir sonuç, dünya halklarına da yeni bir esin kaynağı olur. ''

Biz deprem felaketiyle başa çıkmaya çalışırken kuzey komşularımız Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş felaketi birinci yılını doldurdu.  

Savaş, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki ABD işbirlikçisi neo-faşist faaliyetleri ve Doğu Ukrayna’daki ayrılıkçı yerel yönetimlerin “Rusya’dan askeri yardım istemelerini” gerekçe göstererek Ukrayna’ya asker göndermesiyle başlamıştı.  

Savaş “Ukrayna savaşı” olarak adlandırılsa da gerçekte ABD ve Avrupalı müttefikleri ile Rusya arasında emperyalist paylaşım savaşıdır. Putin, doğuya doğru genişleyen NATO’ya karşı barikat kurmak için Ukrayna’yı işgal etti ama istediği sonucu elde edemedi; tersine Ukrayna, Rus ordusu için bataklık haline geldi. 

Uluslararası alanda da Rusya tek başına. Savaşın yıl dönümünde BM Genel Kurulu’nda Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini kınayan ve askerlerini çekmesini öngören karar tasarısı, 141 oyla kabul edildi; Aralarında Çin ve Hindistan’ın da bulunduğu 32 ülke çekinser kaldı; sadece Belarus, Nikaragua, Suriye, Kuzey Kore, Eritre ve Mali, Rusya’nın yanında yer aldı.  

Bu aşamada savaşın en kârlı tarafı, silah tacirleri ve ABD oldu. Savaş öncesinde kendi başına emperyalist mihrak olma yolunda adımlar atan Avrupa Birliği (AB) ABD politikasına eklemlendi; Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “Beyin ölümü gerçekleşti” dediği NATO yeniden güçlendi, İsveç ve Finlandiya’yı da bünyesine katmaya hazırlanıyor. 

***   

İkinci yılına giren savaşın yakın gelecekte ateşkes ya da barış anlaşmasıyla sona ereceğine ilişkin hiçbir işaret yok. Tersine taraflar savaşın tırmanacağı mesajlarını veriyorlar. Putin, savaşın yıldönümünde Federal Meclis’te yaptığı konuşmada, ABD ile Rusya arasında nükleer silahlanmayı düzenleyen Yeni START anlaşmasını askıya aldıklarını açıkladı; yani nükleer tehditten söz etti. ABD Başkanı Biden, Varşova’dan Putin’e “Ukrayna’ya desteğimiz zayıflamayacak, Ukrayna’da asla zafer kazanamayacaksın” diye karşılık verdi. 

Karşılıklı bu açıklamalar gösteriyor ki savaş uzayacak. ABD, savaşın bitmesini istemiyor; Rusya’yı askerî ve ekonomik yönden çökertmek ve kendi coğrafyasına hapsetmek için “Uzatmalı Yıpratma Savaşı” denilebilecek bir strateji uyguluyor. Bunun için Ukrayna’ya on milyarlarca dolarlık askeri yardım yapıyor. AB de, tarihinde ilk kez üçüncü bir ülkeye silah sevk ediyor; tank gönderiyor. Ukrayna, ABD ve müttefiklerinin yardımlarıyla da olsa, Rus işgaline karşı beklenmedik bir direnç gösteriyor. Oysa işgal başladığında başkent Kiev’in üç beş gün sonra teslim olacağı ve Rusya yanlısı bir hükümetin kurulacağı söyleniyordu.  

Bu aşamada apaçık görülüyor ki savaş Rusya aleyhine seyrediyor. Putin savaşın gidişatını kendi lehine çevirebilmek için geçen Ocak ayında Ukrayna cephesinin komutanlığına Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov’u atadı. Atamanın düzeyi Putin’in çaresizliğini gösteriyor. Cephedeki resmi orduyu takviye amacıyla paralı özel şirket askerlerin sayısının artacağı da tahmin edilebilir. Kırım işgalinden sonra Putin’in izniyle kurulan özel güvenlik şirketi Wagner’in Ukrayna’da 50 bin paralı askerinin olduğu belirtiliyor.  

*** 

EMPERYALİST İŞGALE VE SAVAŞA HAYIR! 

Savaşın yol açtığı kayıplar konusunda net bir bilgi bulunmuyor. Rusya, geçen Eylül’de 5 bin 937 askerinin öldüğünü, buna karşılık 61 binin üzerinde Ukrayna askerinin öldüğünü ileri sürmüştü. Ukrayna ise ölen Rus askerlerinin sayısının 145 bini geçtiğini öne sürmüştü. O günden bugüne taraflar yeni bir açıklama yapmadılar.  

Savaştaki sivil kayıplar konusunda iki taraf da net bir sayı veremiyor. BM’ye göre komşu ülkelere ve Batı Avrupa ülkelerine sığınan Ukraynalı mülteci sayısı 8 milyona yaklaştı. Ülke içerisinde yerinden edilen kişilerin sayısı ise 7,1 milyon. 

Rusya tarihinde savaşlar çok ağırlıklı bir yer tutuyor. Önceki yüz yıllarda savaşmadığı bir komşusu yok gibi Rusya’nın. Rusya-İsveç savaşları, Osmanlı-Rus savaşları, Kafkasya savaşları, Rusya-İran savaşları, Orta Asya halklarıyla savaşlar, Rusya-Japonya savaşı, Napolyon savaşları, Alman-Rus savaşları… Kendi içinde de korkunç savaşlara sahne oldu Rusya. Bu durum, savaşın Rus dış politikasının ayrılmaz bir aracı olduğunu gösteriyor. Geçen yüz yılın sonlarında Afganistan işgalinden sonra bugün de Ukrayna işgali. 

Her defasında olduğu gibi savaşın acısını yine yoksullar, kadınlar ve çocuklar çekiyor. Ukraynalı emekçiler savaşın bedelini ölüm, yıkım, sürgün şeklinde öderken; Ukrayna’da komünist parti yasaklı ama işgale karşı dünyanın dört bir yanında yine komünistler seslerini yükseltiyor. Umulur ki, Ukrayna halkı Sovyet devrimiyle kazandığı kendi kaderini tayin hakkının kıymetini anımsar; ABD ve NATO ile Rusya emperyalizmi arasındaki paylaşım savaşının dışında kendi yolunu bulur; ABD emperyalizmi destekli mevcut iktidar yerine kendi iktidarını kurar. Böyle bir sonuç, dünya halklarına da yeni bir esin kaynağı olur. 

Emperyalistler arası hesaplaşmanın dışında ülkesini savunanlara selam olsun! 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Depremin Medyası Medyanın Depremi
    Deprem felaketi sadece topluma ve siyasete değil medyaya da ne denli zehirli bir zihniyetin egemen olduğunu gösterdi. Asıl gücünü dinden ve geleneklerden alan bu zihniyetin özünde devleti kutsayıp toz kondurmamak,…
  2. İyi Parti kötü Siyasetçi
    Tansu Çiller / Mehmet Ağar çömezi MA kötü siyasetçidir, negatif anlamıyla bile ilm-i siyaset yoksuludur. Bu yaştan sonra da ilm-i siyaseti öğrenmesi ve ıslahı mümkün değildir. Ülkücü refleksi her an…
  3. Asker Deprem Bölgesine Neden Geç kaldı?
    ''Yürürlükteki 5442 sayılı İl İdaresi Yasası da askerin göreve çağrılmasına yeterli. Yasa’nın ilgili 11’inci maddesi, il genelinde çıkabilecek olaylarda valiyi askerden yardım istemekle yetkilendirmiş. Yasa valilere böyle bir yetki vermiş…
  4. Deprem Kader Değil!
    Deprem Kader Değil!
    11 Şubat 2023
    Bu ülkede siyasetin, devletin ve toplumun kılcal damarlarına hücrelerine sinmiş alaturka dinci faşist zihniyetin on binlerce hayatı söndüren depremlere karşın değişmemesi, değişenin sadece kişiler olması kader midir?   Ülkemiz dünyanın…
  5. Guguk sisteminde Cumhurbaşkanı adaylığı
    Anayasa’nın açık hükmüne karşın Yüksek Seçim Kurulu RTE’nin adaylığını kabul ederse ne olur? Yanıt: “Hukuk farklı bir şey. Ama bunun yanında guguk, o da farklı bir şey. Şu anda seçimle…
  6. Türban mağduriyeti bıktırdı
    Kim nasıl istiyorsa öyle örtünsün ama İslamcı faşizmin bayrağı tesettürün siyasi ekonomik diplomatik kültürel gündemi bloke etmesinden rahatsızım, isyanlardayım. Bir sosyalist olarak, geçmişte herkese Sünnilik dayatan sözde laiklik ve Atatürk…
  7. Peygambere kalmayan dünya Papa'ya da kalmadı
    ''Dini yapılarda nedense her şeyden önce pedofili rezaletleri vuku buluyor. İslam coğrafyasında olağan sayılıyor ama Benedictus, 400 rahibi pedofili, taciz ve tecavüz gerekçesiyle yürütülen soruşturmalar kapsamında görevden aldı. Ancak göstermelik…
  8. Walesa Şemsi ile Birlikteydik
    ''Grev ve yürüyüşte Şemsi Denizer’in öncü gözükmesine karşın, işçi komitelerinin militan örgütlenmesi olmasa, Denizer ve sendika bu çapta bir grevi ve yürüyüşü örgütleyemezdi. Eylemin bitmesinin ardından işçi komitelerinin tasfiyesinde Denizer’in…
  9. Devletleşen Kötülük ve Cehalet
    Türkiye, devletleşmiş cehalet, kötülük ve yobazlığın tutsağı olarak teokrasi durağında bitecek felaket yolculuğunda kilometreleri hızla tüketiyor.  Felaket yolculuğunun yakın gelecekteki en önemli durağı cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri olacak.  Cehalet ve…
  10. Pandora'nın kutusundan çıkan türban
    Demokratik laik gelenek görenekleri yüzeyde kalmış ya da hiç olmamış ülkelerde Pandora’nın kutusu hep açıktır. Her an bir kötülük fırlayıp ülkenin elini kolunu ayağını bağlayabilir.  Pandora’yı bilmeyen yoktur herhalde; öyküsü…
  11. Tarikatların ve Sarayın Çocuk Gelinleri
    Ne yazık ki bu iğrençlik, “münferit, sıra dışı, bireysel, tekil” bir olay değil. Tersine, kimileri için ecdat yadigârı bir gelenek, vaka-i adiye, sıradan bir olay; sosyolojik teolojik bir dram. Bu…
  12. Alevilerin Kayyumlarla bitmeyen Sınanması
    İslam içi sayılmakla birlikte Alevilik, heterodoks (farklı) ve batıni bir inanç öğretisidir. Sünni ve Şii yorumuyla ortodoks (egemen) İslam mülk sahibi sınıfların iktidarını kutsayıp meşrulaştırırken Alevilik tarih boyunca mülksüzlerin, baldırı…
  13. İhvancı Hayalin İflası ya da 'Grand Strateji'
    ''Devletler arası siyasetin kadim kanunları, devletler arasında ezeli/ebedi dostlukların değil çıkarların olduğu yasası, dış politikada Firavun/Musa masallarıyla edilen duaya yer olmadığını sert bir şekilde anımsattı; “öldürmeyi iyi bilen” İsrail liderleriyle,…
  14. Kürtler Özgür Değilse..
    Şunu en başta vurgulayalım: İster devlet ister devletle savaşan bir örgüt; kim yapmış olursa olsun, sivil halkı hedef alan silahlı eylemler terör eylemidir. Köylerde, kasabalarda, kentlerin en kalabalık caddelerinde meydanlarında,…
  15. Tayyip Erdoğan Patavatsız mı?
    Entelektüel mahallenin kıdemlisi Murat Belge, Recep Tayyip Erdoğan’ın “patavatsızlık rekoru” kırdığını yazmış. Gerekçesi, Erdoğan’ın Mehmet Ali Çelebi’ye AKP rozeti takarken, kaç çocuğu olduğunu sorup tek çocuk yanıtı alınca, “Çocuk çok…
  16. Cehalet ve Kötülüğün Kıskacındaki Türkiye
    Türkiye ancak askeri darbe döneminde rastlanabilecek boğucu bir atmosferde nefes alıp veriyor. Aradaki fark, askeri diktanın bir avuç sermayedar dışında toplumun tümünü baskı altına almasına karşılık sivil diktanın toplumu neredeyse…
  17. Osmanlı Şanlı mı Kanlı mı?
    ''Hanedanın kendi içinde bile kan dökücü olduğunu; aile katliamını kanunlaştırdığını; 36 padişahtan 6’sının sonraki padişahın fermanıyla idam edildiğini; idam edilen padişahlardan Genç Osman’ın öldürülmeden önce bir de ırzına geçildiğini ve…
  18. Alim İlimle, Zalim Zulümle Yönetir
    SS’in “Erdoğan’ı kaybetmekten korkuyorum” sözlerini anımsatmış Çömez ve şu teşhisi koymuş: “Anksiyete bozukluğu. Akıllardan kolayca çıkmayan düşünce. Kaybetme korkusu. Ağır bir psikolojik travma halinde hepsi. Seçimi kaybettiklerinde bunları nasıl tedavi…
  19. Erdoğan 23 Seçimini de Kazanır mı?
    ''Her biri bir partiyi ve liderini yerin dibine geçirmeye yetecek bu sorunlar yumağına karşın AKP ve Erdoğan siyaset kulvarında en yakın rakibinin açık farkla önünde. Anketlere göre oy oranı yüzde 30’larda;…

ANALİZ

ANALİZFaşizm ve İç Savaş

Faşizm ve İç SavaşErdoğan- Bahçeli ikilisinin ya da Cumhur ittifakının ülkede iç savaşı da göze…